top of page

Kapitalizme Karşı Sosyalizm

Antony P. Mueller - 10.10.2023


Sovyetler Birliği’nin çöküşü Marksizmi sadece kısa bir süreliğine susturdu ama Karl Marx’ın düşüncelerinin ölümcül cazibesi yeniden hortladı -tabii doğru oldukları için değil, yanlış oldukları için.


“Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” -kim bunu benimsemez ki? Herkes için refahı garanti eden ama hiç kimseden özel bir performans talep etmeyen bir toplumu kim istemez? Ancak bu önermenin hatası, devletin üretimi yönlendirmesi ve sonuçları siyasî kategorilere göre dağıtması durumunda bile üretici güçlerin korunabileceği varsayımında yatmaktadır.


Sosyalizm herkes için eşitlik vaat eder; bu vaade, yaratıma bireysel olarak çok, az ya da hiç katkıda bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın herkesin zengin bir şekilde doyurulacağı eklenir. Ancak sosyalizm ideolojisine göre bu vaat, asalaklığa ve tembelliğe bir davet olarak anlaşılmamalıdır, çünkü bu teze göre sosyalizmde “yeni bir insan” ortaya çıkacaktır. Sosyalistler, insanların kendi bireysel çıkarları uğruna hareket ettiği kapitalizmin aksine, sosyalizmin, bencilliği terk eden ve toplumun talepleri doğrultusunda fedakâr ve destekleyici bir şekilde davranan bir insan tipi yaratacağına inanmaktadır.


İnsan doğasında bir değişimin mümkün olup olmadığı konusundaki tartışmalar sonsuza dek sürebilir. Ancak sosyalizmin neden işe yaramadığı sorunu başka bir yerde yatmaktadır: Sosyalizmde rasyonel iktisadî hesaplama mümkün değildir. Yani “sosyalizmin yeni insanı” bir melek gibi olsa bile sosyalizm başarısız olacaktır. Sosyalist ekonominin sorunu egoizme karşı altruizm değil, bireysel mülkiyet ve rekabetçi piyasalar olmadan iktisadî rasyonel hesaplama yapmanın ve dolayısıyla verimli çalışmanın imkânsız olmasıdır.


Sosyalizm, uygulamaya konulduğu andan itibaren otomatik olarak bir komuta ekonomisine yol açar. Özel mülkiyetin olmadığı yerde, kaynakların kullanımı devlet tarafından dikte edilmelidir. Çevreci, sosyal demokrat ya da milliyetçi biçimiyle “ılımlı sosyalizm” söz konusu olduğunda bile, iktisadî rasyonalitenin bu şekilde erozyona uğraması önlenemez.


Marx, kapitalist insanın piyasa ekonomisindeki rolünü tamamen yanlış anlamıştır. O, sponsoru Friedrich Engels’te olduğu gibi, bir servete sahip olan ve kendi katkısı olmaksızın varlıklardan faiz geliri elde eden bir rantiye sınıfı gibi temettü ve faiz getirisi kazanan kişileri kapitalist olarak tanımlamıştır.


Komünist Enternasyonal liderinin biyografi yazarları, Karl Marx’ın hiçbir zaman bir fabrikayı içeriden görmediğini ve işçilerle herhangi bir temastan kaçındığını belirtmektedir. Marksist dünyayı fethetme projesinin mali destekçisi Friedrich Engels de babasının biriktirdiği bir servetin varisiydi. Engels mali mirasını sadece sosyalist hareketin destekçisi olarak değil, aynı zamanda bir playboy olarak da kullandı. Engels, özellikle sosyalizmin akıl hocası Karl Marx’ın babasının ve ardından karısının servetlerini çarçur etmesinden sonraki dönemde, ona parasal yardımlarda bulunarak hayatta kalmasını sağladı.


Kapitalistlerin piyasa ekonomisindeki rolünü anlamak için, her ürünün tüketiciye ulaşana kadar uzun bir üretim sürecinden geçtiğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bu süreç, planlamadan çeşitli işleme aşamalarına, malların depolara ve vitrinlere alınmasına, satışa sunulmasına ve satış için malların pazarlanmasına kadar uzanır. Nihai ödemeler ancak bitmiş ürünün satışı ile yapılır.


Kapitalist, yatırdığı finans sermayesi karşılığında tüketiciden bir gelir elde edene kadar zaman geçer ve tüm süreç birçok risk ve belirsizliğe maruz kalır. Kapitalistler ve girişimciler bekleme, risklere ve belirsizliklere katlanma karşılığında ödüllerini alırken, ücretli çalışanlar ücretlerini düzenli olarak ve hatta ürün son kullanıcıya ulaşmadan ve sonuçta bedeli ödenmeden önce alırlar.


Marx ve halefleri, kapitalistlerin ekonominin sermaye yapısını önceden finanse ettikleri ve korudukları gerçeğini görmezden gelirler. Sermaye oluşumu tüketimden kaçınmayı gerektirir. Meta tüketiciye bitmiş bir ürün olarak ulaşana kadar üretim sürecini önceden finanse edenler kapitalistlerdir.


Kapitalizmde gelir ve servet eşitsizliğinin adaletsizlik olarak görülmesi sosyalistlerin bitmek bilmeyen bir suçlamasıdır. Marx, piyasa ekonomisindeki eşitsizliğin doğasını yanlış anlamış ve kapitalist mülkiyeti, feodalizmin görkemli servetiyle aynı kategoriye koymuştur. Marx, başarılı olamayan projeler ortadan kalktığı için piyasa sürecinin eşitsizlik yarattığını idrak edememiştir.


Sosyalistler servet biriktirmiş olanları görünce eşitsizlikten yakınırlar ve kapitalist sürecin, oyunu kaybedenlerin gitmesine neden olan bir eleme süreci olduğu gerçeğini görmezden gelirler. Rekabetçi piyasa ekonomisinde “başarılı girişimci” terimi bir laf kalabalığıdır. Başarısız olan girişimciler projelerini sonlandırmak zorunda kalırlar. Müşterilerine daha iyi hizmet veren girişimcilere yer açarlar.


Piyasa rekabeti sürekli bir hata düzeltme süreci olarak işler. Piyasa rekabetinde, ancak müşteri ihtiyaçlarını karşılama zorluklarının üstesinden gelen başarılı girişimciler iş dünyasında ayakta kalır. İflas eden şirketler yok olur. İflaslar kapitalizmi üretken kılar ve en azından yanlış yönlendirilmiş politikalar tarafından buna zorlanmadıkları sürece bu, piyasaların çalıştığına dair bir işarettir.


Piyasa ekonomisinin gerçekliğinde, Marksist anlayıştaki gibi bir “kapitalist sınıf” mevcut değildir. Her şirket piyasada hayatta kalmak için her gün mücadele etmek zorundadır. Serbest kapitalizmde çıkışlar da giriş kapıları kadar açıktır. Kapitalistler ve girişimciler her gün rekabet içinde kendilerini kanıtlamak zorundadır. Garantili üyelik yoktur.


Marksizm, hıncı toplumsal bir soruna dönüştürmeye hizmet eder. Marksist ideoloji caziptir çünkü kişisel öfkeyi kışkırtmak ve hayal kırıklığını siyasî bir gündeme dönüştürmek için bol miktarda safsatadan beslenir. Sosyalistler mükemmel propagandacılardır çünkü entelektüel zayıflıklarını gizlemek zorundadırlar. Duygulara hitap ederler ve bu şekilde beyinsiz takipçilerini kazanırlar.


Sosyalizm sadece kırmızı ve kahverengi renklerde değildir. Günümüzün modasına uygun elbisesi yeşildir. Ama hataları aynı kalmaktadır. Bir kişi ancak sosyalizmin ya da kapitalizmin nasıl işlediğini hâlâ anlamadığı sürece sosyalist olabilir.


 

Dr. Antony P. Mueller, şu anda Brezilya'da, Federal University of Sergipe (UFS)’de ders veren bir Alman ekonomi profesörüdür. İrtibat kurmak isterseniz e-posta yazabilir veya Facebook’una, Twitter’ına, Tumblr’ına, Medium’una, bloguna ve YouTube kanalına göz atabilirsiniz.

Çevirmen: Fırat Kaan Aşkın

Bu yazı Antony P. Mueller’in kişisel Substack hesabında yayınladığı “Socialism Against Capitalism” adlı yazısından tercüme edilmiştir.
294 görüntüleme1 yorum

1 Comment


Guest
Mar 12

Yalanlar hep aynı, sadece bu yalanları insanlara dayatmak isteyenlerin kendilerine koydukları isim ve sıfatlar değişiyor. Devletçilik, demokrasi, sosyal demokrasi, egaliteryenizm, sosyalizm, siyonizm, marksizm, sol liberalizm, enternasyonalizm, sosyal adaletçilik, pozitif ayrımcılık, globalizm, wokism, anti-ırkçılık, çevrecilik, sürdürülebilirlik, hepsi aynı yaşam karşıtlığının (bokun) farklı tonları. Yeni bokun adı WEF.

Like
bottom of page